Bu tartışmaların yaşanmasının esas sebebi Hazine ve Maliye Bakanlığının yapması gereken düzenlemeyi geciktirmiş olduğundan kaynaklanmakla birlikte, çok ilgisiz görüşler ileri sunulabilmektedir. Bu amaçla konunun yeniden ele alınma gereksinimi hasıl olmuştur.
13 Eylül 2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren karara göre, Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında (Bakanlıkça tespit edilen durumlar dışında)
1- Menkul ve gayrimenkul alım satım,
2- Taşıt ve finansal kiralama dâhil her türlü menkul ve gayrimenkul kiralama, leasing ile
3- İş, hizmet ve yapıt sözleşmelerinde
sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan başka ödeme sorumlulukları döviz cinsinden ya da dövize endeksli olarak kararlaştırılamaz. Bu planlama Türkiye’de yerleşik olanların kendi aralarında yapacakları işlemleri kapsamaktadır. Taraflardan biri vatan dışında yerleşik ise bu planlama o işlemler amacıyla geçerli olmayacaktır.
Üç maddede saydığımız ilk iki madde bakımından mevzu anlaşılır halde diye yazmıştık ama galiba ilk iki madde içersinde anlaşılamayan huşular bulunmakta. Birinci maddede menkul ve gayrimenkul alım satımı denilmektedir. Menkul ’taşınabilir’’ manasına gelmekte ve hukuki bir terim olarak da bir yerden diğer bir yere taşınabilen malları tanımlamaktadır. Menkul mallar, taşınabilir özelliğe sahip, bir ekonomik sayısal değeri tespit edilen ve bu özelliği ile paraya çevrilebilen mallardır. Bu anlamda mobilya, vazo, kitap, televizyon, bilgisayar, hesap makinası, araba, kumaş vb. taşınabilen ve nakde çevrilebilen bütün mallar menkul mallar olarak ifade edilebilir. Menkul malı olabildiğince geniş olarak ele alabilmek gerekir. Gayrimenkullerin neler bulunduğu ise hukuksal anlamda tanımlıdır. İkinci maddenin yeteri kadar belli olduğunu düşünmekteyim.
Üçüncü madde ise mevzu ile ilgili yorum yapanların en çok tartıştığı bir konudur. İş sözleşmesi, hizmet sözleşmesi ve yapıt sözleşmesi nedir? Bildiğimiz anlamda iş sözleşmesi, İş Kanunu’na göre bir çalışan ve bir işveren arasında kurulan iş temasına dayalı, işçinin iş görmeyi, işverenin de bu işe karşılık ücret ödemeyi taahhüt ettiğini gösteren sözleşme midir? Yoksa daha geniş anlamda yorumlanacak bir sözleşme midir? Diğer yandan Borçlar Kanununa göre hizmet sözleşmesi, işçinin işverene bağımlı olarak belirli ya da belirli olmayan süre ile işgörmeyi ve işverenin de ona vakte ya da uygulanan işe göre ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Diğer yandan işçinin işverene bir hizmeti kısmi süreli olarak derli toplu biçimde yerine getirmeyi üstlendiği sözleşmeler de hizmet sözleşmesidir.
Bu durumda iş sözleşmesi ile hizmet sözleşmesini yukarıdaki anlamda ele alacak isek, ikisi arasındaki fark nedir ve bu kadar dar mı yorumlamak gerekecektir? Daha geniş anlamda yorumlamak gerekiyor ise de kapsam ne olacaktır. Menkul ve gayrimenkul alım satımı ve kiralanması döviz cinsinden yasaklanıyor iken hizmet sektörü dışarıda mı kalacaktır? İki şirket kendi arasında ticari olarak hizmet sözleşmesi düzenliyor ise bu yasak kapsamına girmeyecek midir? Kanaatimce iş ve hizmet sözleşmeleri 32 sayılı Karar kapsamında bu kadar dar yorumlanamayacaktır. Bir taraftan her türlü menkul ve gayrimenkul alım satımı ile kiralanması yasaklanıyor iken başka yandan yapılacak büyük çaplı ticari sözleşmelerin kapsama girmeyeceğini düşünmek yasağın kapsamı ve getiriliş amacına makul olmayacaktır. Bu sorular dövizle prosedür yapma yasağını düzenleyen kamu doğrulusunda açıklanmaya muhtaç sorulardır ve bu soruların yanıtı uygulanan düzenlemede bulunmamaktadır.
VERGİ USUL KANUNU DÜZENLEMESİ DÖVİZ YASAĞINI ORTADAN KALDIRIR MI?
VUK Md 215/2. a)’ ya göre, kayıt ve belgelerde Türk para birimi kullanılır. Belgeler, Türk parası karşılığı gösterilmek şartıyla, yabancı para birimine göre de düzenlenebilir. Şu kadar ki vatan dışındaki müşteriler adına düzenlenen belgelerde Türk parası karşılığı gösterilme koşulu aranmaz.
Yukarıda yer sunduğumuz düzenlemeye göre dövizle prosedür yapma yasağının döviz cinsinden fatura düzenlenmesine engel olmayacağı tarafında görüşler bulunmaktadır.
Vergi Usul Kanunu adından da anlaşılacağı üzere bir usul kanunudur. Maddenin başlığı da, “Türtkçe tutma ve Türk Parası kullanma zorunluluğu”dur. Bu planlama faturanın mahiyetine değil şekline yönelik bir düzenlemedir. 32 sayılı Karar düzenlemesi ise mahiyete yönelik bir düzenlemedir.
VUK düzenlemesi düzenlenecek faturanın şeklen biçimine yönelik genel bir düzenlemedir. 32 sayılı Karar daha özel ve içeriğe yönelik, yani dövizle prosedür yapılamayacağına yönelik bir düzenlemedir. Bu amaçla VUK’da yer alan bu hükümden hareketle dövizle fatura düzenlenemez. Hangi hallerde dövizle faturanın düzenlenebileceğini görmek amacıyla Hazine ve Maliye Bakanlığının açıklamasını görmek gerekecektir. Hazine ve Maliye Bakanlığı mevzu ile ilgili gerçekleştireceği açıklamayı kapsamlı bir şekilde ve kısa sürede yapmalıdır.
Ticari yaşam devam etmektedir ve iş yapanların planlama ardından iş yapalım deme şansları bulunmamaktadır.